NİLAY DURUK'UN KALEMİNDEN FUTBOL MANZARALARI
3.YAZI - ARTIK HER MAÇ ÖNEMLİ
Yayınlanış tarihi: 13 Mart 2004
Yazan: Nilay Duruk
İletişim adresi: nilay_duruk@yahoo.com
ARTIK HER MAÇ ÖNEMLİ...
Maçtan önce...
Benim için sadece bir hobiydi yazı yazmak. Kendimi iyi hissetmek, içimi kemiren tüm kötülükleri kalemimin siyah rengiyle
kelepçeleyip defterime hapsetmek içindi. Mutlu olduğumdaysa, bahar güneşinin tatlı sıcağıyla yanakları pembeleşen küçük bir
kız çocuğu gibi renkli kelimelerle süslüyordum kağıtlarımı.
Artık bunların ötesine geçti işler. Anlık bir heyecanla yazdığım ilk yazı yayınlandığından ve olumlu eleştiriler aldığımdan
beri size seslenebilmek önemli bir iş oldu benim için. Yazmadığım zaman eksiğim, bir şeyleri ihmal ediyorum sanki. Gelin
görün ki Gençlerbirliği- Fenerbahçe maçı bizim için ne kadar önemli bir hadise de olsa, sağlığım ve keyfim yerinde
olmayınca sadece "iyi" diyebildim galibiyetimize. Normal şartlarda övgü ve sevinç dolu kelimeler duyacaktınız benden; ama o
gün ne maçı izleyebildim doğru düzgün ne de midem izin verdi olumlu gelişmelerin iştahımı yerine getirmesine. Hafta sonları
en güzel yemekler yenir, değil mi? Allah, bunlardan her an mahrum bırakabilecek bir mide vermesin kimseye benim gibi, hele
hele hafta sonuysa bahsi geçen zaman dilimi!
Bu akşamki karşılaşmayı "amaaan Konyaspor'la bir maç işte" diyerek küçümserdik eskiden olsa. Ya FB'ye yakışmayan şekilde
iddiasız olurduk o zamanlar ya da kendimize fazlaca güvenirdik. Tıpkı sessizce köşeye çekilmek gibi tatsız olabilir aşırı
güvenin sonuçları. Bugün işler farklı! Her maç biraz daha yaklaştıracak bizi şampiyonluğa. Üzerimize yollanan enerjiye
inanıyoruz. Umuyoruz ki oyuncularımız da hissedecek bu kıpırdanmaları. Diğer tüm rakiplerimizin şanslarını da alıp
topladık, değil mi? Ligin seyri değişti ve hak ettiğimiz gibi gülüyor yüzümüz.
Yaaa bak, kim derdi ki sana "zayıf takımdır" diye düşündüklerini merakla takip edeceksin ve gözün saate kayıp duracak? Her
gol için şükrediyordun; ama şimdi hedefin daha yüksek...
Haydi Fenerbahçe! Gazetelerde puan durumuna bakıp da gördüğümüz güzel tabloyu bozma!...
Maçtan sonra...
Sanat adına estetik ama futbol tarihi adına anlamsız bir hareketti Tuncay'ın 28. dakikada attığı şut. Hayır, spiker neden
estetik buldu onu da bilemedik. Pat diye başladım söze ama tribünlerin o renkli görüntülerini anlatmaya gerek var mı?
Kadıköy'de olan maçtan daha farklı ne beklenirdi ki? 90 dakikanın içinde saklı ayrıntılar daha çok ilgimi çekiyor şu an...
İlk golü hiç beklemiyordum. Bir anda "aaa, gol" demek çok hoş oldu. Şıklığı da cabası. Tabii nereden bilirdik ki maç
boyunca estetik goller olacak. Derken bir penaltı geldi. Van Hooijdonk geçti topun başına ve bekleneni yaptı. Ama
gözünüzden kaçmıştır diye söylüyorum; kaleci hırstan topu ısırdı! Ne bekliyordun ki Uyanık? Golden sonra aklıma bir soru
geldi. Gol kralı kim olacaktı bu sezon?
- Ağabey, gol kralı kim?
- Van Hooijdonk'la Konyaspor'dan Zafer'in 17 golü var.
- NEE Konyaspor mu? Ee, Zafer oynamıyor mu?
- Hayır, cezalı.
- Bak bu güzel.
Maçın sonunda Van Hooijdonk Zafer'i geçmişti zaten.
İkinci yarı başlamak üzereydi. Anlayamadık ki hiçbirimiz estetik Tuncay neden değiştirildi? Golsüz geçen dakikalarda
ağabeyim bir açıklama bekledi benden nedense.
- En azından bir gol yemezsek gaza gelip atamazlar.
dedim ben de. Cümlemin bittiği dakikada 3.golü atmaz mıyız! Böyle mahçup olmaya can kurban.
Dakikalar ilerledikçe goller artıyordu. Konyaspor pozisyon bile çok az yaratmıştı ve Recep kalede üşüyordu
hareketsizlikten. Hoş, pozisyon olsa da hareketsizdi öncelerde.
4-0 olmanın tadını çıkarırken, Luciano gecenin bombasını patlattı. Goool! Sevinmeyin, kendi kalemizde. Ne yapsın yavrucak,
maçın başında ceza alınca aklı başından gitti. Kalede kim var diye farkında mı o? Hayır bir şey değil, olayın hemen sonrası
bir de penaltı aldı Konyaspor Recep'in gereksiz bir müdahalesi yüzünden. Oldu mu 4-2 bir anda. Hem de 6 golü de biz
atmışken.
Sonunda işler tatlıya bağlandı ve 5-2 sonuçlandı. Bol pozisyonlu, rahat ve şık bir maçtı bizim için. Teşekkürler Fener...
|