NİLAY DURUK'UN KALEMİNDEN FUTBOL MANZARALARI
8.YAZI - BEN BU İŞİ BİLİYORUM...
Yayınlanış tarihi: 20 Eylül 2004
Yazan: Nilay Duruk
İletişim adresi: nilay_duruk@yahoo.com
BEN BU İŞİ BİLİYORUM...
Şu futbol işini yavaş yavaş kapıyor muyum neyim? Çok değil; sadece iki üç yıl önce sorsanız, bırakın 90 dakika bir maçı
izlemeyi üzerinde yorum yapmak bile zaman kaybı gibi gelirdi. Tamam, Fenerbahçe'yi gerçekten sever ve haberdar olmaya
çalışırdım; ama Alper Duruk ortalığı fena halde karıştırdı. Bu kadar kapsamlı bir işe girişmek onun da hesaplarında yoktu
kanımca. Açıkçası bu tip konularda yazı yazacağımı söyleseler, ben de "hadi canım sen de" derdim. İnsan nerelerde
bulabiliyor kendini hiç beklemediği zamanlarda.
Bu hafta maçımızın Cumartesi olduğunu iki gün öncesinde öğrendim. İnanmıyorum; ama ben programımı yaparken maç
kavramını hep bir yerlerde saklı tutuyorum. Diğer işlerim maçla çakışmasın, oturup 90 dakika yapışmasam bile ekrana,
bir yerlerde ucundan yakalayayım, golleri göreyim diye çaba sarf ediyorum. Hatta bu hafta "19 da evde olsam iyi olur"
diye bir cümle bile sarf ettim! Allah'tan kimse sormadı neden olduğunu :) Söylesem inanmazlar zaten. Baksanıza ben bile
yeni yeni kendime itiraf ediyorum.
Geçtiğimiz haftayı heyecanlı ve merak içinde geçirdim. Hafta sonu yer alacağım bir organizasyonu bir hayli ciddiye
almıştım. Biraz reklam yapayım hadi. Mezun olduğum lisenin 1.Makarna Günü olacaktı ve ben mezunlar derneği kurucu
üyelerinden biri olarak önemli bir görev üstlenmiştim. Okulumuz henüz çok genç ve ben ilk mezunlarından biriyim. Neden
1. olduğunu merak eden olursa diye söylüyorum. Hafta sonumu bu işe ayırdım. Benim gibi heyecanlı başka kurucu üyelerimiz
de vardı elbet. İyi bir iş çıkaracağımızdan ve yüksek oranda bir katılım olacağından emin olmak istiyorduk. Hani el emeği
göz nuru derler ya. Bizimki aynı o hesap oldu. Kısıtlı imkanlarla da olsa uğraştık; herkese tek tek haber verdik ve
inanır mısınız şeker mi şeker renkli mi renkli afişleri tek tek elimizle hazırladık! Cumartesi günü boyunca koşturduk,
uğraşırken eğlendik, yorgunluğumuzu da beraber attık. İlk defa dernek adına işe yaradığımı hissederek ayrıldım
arkadaşlarımdan. Ertesi sabah bizi bekleyen daha çok iş olacaktı...
İşte bu mutlulukla geldim evime cumartesi akşamı. Ama maç hiç de istediğim gibi gitmiyordu. Neler oluyordu böyle?
Gol yemek de ne demek oluyordu? Sesim tahmin ettiğimden de gürmüş benim. Attık mı bir gol! Diyorum ya size belirgin bir
ilgi var bende artık. Abim de bunu hissetmiş olacak ki hemen bana döndü ve fikrimi sordu. Benden de şöyle bir yanıt aldı:
"Ben Fener'i çözdüm abicim. 1-1 olduktan sonra açılıyor... Bu maç 3-1 biter ve Fener alır. Eğer cidden skoru bilirsem,
gözlemlerim için beni tebrik edin."
Artık tebriklere açığım. Bu kadar kısa zamanda bir işi çözdüğüm ve de bu işte başarılı olduğum için ciddi ciddi hak
ediyorum ufak bir şeyler. 3-1 ya 3-1. İstesen tutmaz bu kadar. Atıp da tutturmuş değilim ama inanın. Fenerimin tarzı
böyle. Önce üzer sonra yerinde oynatır.
Böyle güzel bir sonuçtan sonra pazar günümün güzel geçeceğinden ve bir başarıya daha imza atacağımızdan emindim.
Nitekim öyle de oldu. Gerçekten çok yorulduk; ama herkes memnun ayrıldı okuldan. Bu ne zevkli şeydir yarabbim! Her şeyle
tek tek ilgilendik; herkesi buyur ettik ve içeride personel gibi çalıştık. Makarnayı son anlarında yakaladık valla.
Varsın olsun. Herkesi mutlu görmek yeterince doyurucu zaten! Eve geldiğimde hissettiğim tatlı yorgunluk tatlı mı tatlı
bir uykuyla bana geri döndü. Geçen hafta da aynı şey olmuştu hatırlar mısınız? Ama o maçın uğuru içindi. Bu seferki kendi
uğurum için. Her şekerlemenin ardından tatlı anlar gelir hesabı :)
NOT: Şaka gibi ama uyandığımda abim eve tatlı getirmişti...
|